Antalya deplasmanında ortaya çıkan tabloyu iki farklı cümleyle özetlemek mümkün:
Fenerbahçe karakter gösterdi.
Fenerbahçe yine maça geç başladı.
Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında 2-0 geriye düşüp 2-2’yi yakalamak, hele ki deplasmanda, küçümsenecek bir refleks değil. Ancak şampiyonluk yarışının bu aşamasında mesele artık geri dönebilmek değil; oyunu baştan doğru oynamak.
Maçın ilk yarısı aslında bir senaryo uyarısıydı.
dakikada Kerem Aktürkoğlu’nun boş kaleye gönderdiği top auta çıktı.
dakikada yine Kerem, Julian ile karşı karşıya ama sonuç yok.
Bu seviyede, bu yarışta, bu haftalarda bu pozisyonlar “kaçan fırsat” değil, “gelecek golün habercisi” olur. Nitekim 43’te Soner Dikmen’in golü geldi. Devre bitmeden kırılganlık hissediliyordu.
dakikada Van de Streek’in kafa golüyle skor 2-0’a geldiğinde sorun yalnızca savunma yerleşimi değildi; mesele oyunun psikolojisiydi. Fenerbahçe, kontrolü kaybettiği anlarda fazlasıyla savunmasız kalıyor.
Şampiyonluk adayları, oyunu kaybettiği anları minimum hasarla atlatır. Fenerbahçe ise o anları fazla ağır ödüyor.
İkinci yarıda tablo değişti.
63’te Asensio’nun ortasında Cherif’in kafa golü, sadece skoru değil, enerjiyi değiştirdi.
69’da yine Asensio’nun taşıdığı top, Veysel Sarı’nın ters dokunuşuyla 2-2’yi getirdi.
Bu bölümde Fenerbahçe’nin baskısı netti. Topa daha fazla hükmeden, kenarları etkili kullanan, ikinci topları kovalayan bir takım vardı sahada.
84’te Cherif’in şutu, 90+4’te Asensio’nun kafa vuruşu ve 90+7’de Nene’nin üst direkten dönen topu…
Maçın son anları bir şampiyonluk hikâyesine dönüşebilirdi.
Ama dönüşmedi.
Futbol bazen santimetre oyunudur. Nene’nin şutu birkaç santim aşağı inse bugün “büyük geri dönüş” konuşuluyordu.
Ancak gerçek şu: O santimetreye gelene kadar yapılan hatalar, seni mucizeye muhtaç bırakır.
Fenerbahçe’nin sorunu geri dönememek değil.
Fenerbahçe’nin sorunu, sürekli geri dönmek zorunda kalmak.
Maç başlangıçlarındaki konsantrasyon eksikliği, savunma yerleşimindeki dalgalanmalar ve zaman zaman kopan oyun disiplini, sezon boyunca tekrar eden bir tema hâline geldi.
Ligin bu evresinde her puan değerli ama her kayıp puan da ağırdır. Özellikle zirve yarışında rakiplerin hata yapmadığı haftalarda.
Antalya deplasmanından alınan 1 puan, tabelada “direnç” olarak okunabilir. Ancak şampiyonluk perspektifinden bakıldığında, bu maç kontrolü baştan ele alma fırsatının kaçtığı bir karşılaşma olarak hafızaya yazıldı.
Fenerbahçe’nin kadro kalitesi, oyun içi üretkenliği ve hücum çeşitliliği tartışma konusu değil. Asensio’nun oyun zekâsı, Cherif’in bitiriciliği, son bölümdeki baskı organizasyonu bunun göstergesi.
Ancak şampiyonluk sadece kaliteyle gelmez.
Süreklilikle gelir.
Maçı 90 dakikaya yayabilmekle gelir.
Kırılgan anları azaltmakla gelir.
Antalya’da 2-0’dan dönmek bir refleks göstergesidir.
Ama şampiyonluk, refleks değil, kontrol işidir.
Ve Fenerbahçe’nin artık en çok ihtiyacı olan şey, oyunun kontrolünü ilk dakikadan itibaren eline almak.
Yorumlar